Tarihsiz

“‘Birini niye sevdiğini açıklayabilen âşık değildir.’ demiş Arzu Armağan. Güzel söz, fiyakalı aforizma ama katılmıyorum. ‘Tarihsiz’i, şimdilik iki kez okumuş biri olarak, onu niye sevdiğimi açıklayacak pek çok cümlem var çünkü. Buraya tek tek yazmayacağım elbette, yalnızca şunu söyleyeceğim: İnsanın okurken hem kendinden geçtiği hem de insanı kendine getiren anlatılar vardır, ‘Tarihsiz’ de onların en yenisi. Kitap yeni ama dil kadim. Kadın dilinin, şefkati ve dikkati bir arada, şaşırtıcı bir kıvamda tutan ve ileten yapısı var onda. Öyküsünün sert sadeliğiyle irkilten, büyüleyici yumuşaklığıyla da sevindiren bir anlatı. Arzu sanırım kadınlara özgü o mirasın sürdürücülerinden. İç içe mi, katmanlı mı, çok boyutlu mu yoksa düpedüz mü? Belki de hepsi. Özlemiş olduğunuzu okuyunca anlayacağınız bir güzellik.”

Haydar Ergülen

“Arzu, hikâye diye gönderdi ‘Tarihsiz’i. Ben de hikâye diye başladım. Ancak ‘öykü’nün içine girdikçe, sayfaları çevirdikçe, olağanüstü bir büyüme sarmalı içinde, aile, yalnızlık ve zamanın ruhu üzerine kurulmuş insan yaratıcılığının nasıl oluştuğunu bize büyülü bir dille anlatan bir romanla karşılaştım. Bu, şaşkınlık vericiydi. Anlatının trajedisi, ruhsal çözümlemeleri, olay örgüsü ve geçişleri, toplumsal olanla kurulan yakıcı ilişki, bakış açısındaki derinlik, ev içlerinin kapalı yaraları, yazmanın kaynaklarını oluşturan karmaşık süreçlerin çok olağanmış gibi anlatılması, dilin olağanüstü bir bilgelikle sıradan bir şey söylüyormuş gibi yürüyüp gitmesi… Özetle, söylenecek en hakiki söz, okuyunuz.”

Şükrü Erbaş